11. Yargı Paketi Taslağı, Biz Psikologlar İçin Hangi Anlamlara Geliyor?

 

Bu taslak, psikologların “insan haklarına saygı ve savunuculuk”, “ayrımcılıktan kaçınma”, “eşitlik temelinde duyarlılık ve kültürel farkların gözetilmesi”, “zarar vermeme ve özerkliği koruma” ile “bilimsel ve güncel bilgi doğrultusunda çalışma” gibi temel mesleki yükümlülükleri ve etik çerçevenin ihlali anlamına geliyor.


TCK 225. maddede önerilen “özendirme, övme, teşvik etme” ibarelerinin muğlaklığı, suçun kanuniliği ilkesiyle çelişiyor. Açık, belirli ya da öngörülebilir olmayan bu ibare,  LGBTİ+lar başta olmak üzere toplumdaki herkes için “toplumsal cinsiyet normlarına uyulmadığı” kanaatine/keyfiyetine dayalı olarak cezalandırılma tehdidi yaratıyor. Psikoloji eğitim ve öğretiminde cinsel çeşitlilikler, toplumsal cinsiyet eşitliği, kadınlar, LGBTİ+’lar hakkında etik olarak sürdürülen her türlü teorik ve pratik çalışmayı cezalandırmanın önünü açıyor.

 

Bu Bağlamda Psikologlara Hangi Görevler Düşüyor?

 

Psikologların mesleki etik yükümlülüklerini açıkça belirleyen uluslararası ve ulusal standartlar çerçevesinde hak ve sorumlulukların farkında olmak ve bu farkındalık temelinde mesleki etik ve yetkinliğe ilişkin bilgi ve becerileri arttırmayı, atılacak ilk adım olarak görüyoruz. Bütüncül olarak insanların iyilik haline yönelik giderek artan saldırılar karşısında mesleğimizi; insan haklarına dayanan, kapsayıcı ve her türlü etik kural ile bilimsel veriler ışığında sürdürmeye devam etmeli ve rehberimizin, insanların iyilik haline zarar veren keyfi yasalar ve baskıcı otoriteler değil, insan hakları, meslek etiği ve bilim olduğunu meslektaşlarımıza ve kamuoyuna sürekli hatırlatmalıyız.


Türkiye'de psikologların meslek yasasının olmayışı, çalışma alanında temel etik değerlerin göz ardı edilmesine zemin hazırlamaktadır. Bu boşlukta, bilimsel olarak açık biçimde zararlı olduğu kanıtlanmış ve sözde tedavi olarak sunulan “onarım terapisi” ve benzeri uygulamalar, LGBTİ+’lara ciddi ve kalıcı ruhsal zararlar vermektedir. Bu yasa taslağının, bu tür uygulamaların yaygınlaşmasına ya da teşvik edilmesine yol açabileceğinin farkındayız. Mesleki etik ve formasyon ilkeleriyle bağdaşmayan bu tür uygulamaların, “gücü ve görevi kötüye kullanma” biçimi olduğunu açıkça ifade ediyoruz.

 

Etik mesleki uygulamalar aynı zamanda mahremiyetin korunması ve gizliliğe saygı gösterilmesiyle de doğrudan ilişkilidir. Herkesin kendi yaşamı, bedeni, cinselliği, varlığı ve ilişkili her konuda özgür olma, karar verme ve kontrol hakkı kendisine aittir. En başta LGBTİ+’ları hedef aldığı açıkça görülebilen bu yasa taslağı karşısında, trans bireylerin ihtiyaç duydukları uyum/geçiş süreci ve bu kapsamdaki her türlü tıbbi desteğe, mahremiyetleri korunarak ve hiçbir engel ya da zorlukla karşılaşmaksızın erişebilmelerinin bir insan hakkı olduğunu yineliyoruz. Mesleğimizin en temel ilkelerinden olan “gizlilik”, kişilerin cinsellik ve kimliğine ilişkin kişisel bilgilerini kimlerle paylaşacaklarına kendilerinin karar verme hakkını içerir. Çocuk, ergen ve yetişkin fark etmeksizin, kendine ya da bir başkasına fiziksel zarar verme riski taşımadığı sürece, gizliliğin esas olduğunu hatırlatıyoruz.

 

Bu yüzden bugün, şu gerçeği paylaşmanın ve ısrarla savunmanın hayati olduğuna inanıyoruz: Lezbiyen, gey, biseksüel, trans ve interseks (LGBTİ+) olmak suç, hastalık, sapkınlık ya da onarılması gereken bir sorun değil; eşitlik temelinde kapsanması gereken insan cinsel çeşitliliğinin doğal ve kültürel bir parçasıdır.

 

TODAP’lı psikologlar ve psikoloji öğrencileri olarak insan haklarından, etik ve bilimsellikten ve bütünlüklü olarak insan haklarından tarafız. Psikoloji bilgisinin yok sayılmasına, sansürlenmesine, çarpıtılmasına, hak ihlallerinin ve LGBTİ+ düşmanlığının bir aracı olarak kullanılmasına sessiz kalmıyoruz. Tüm meslektaşlarımızı eşitlikten ve etikten yana olmaya çağırıyoruz.

29 Ekim 2025
Twitter
Facebook
© Copyright 2013 - TODAP