En insani tepkiler “Cumhurbaşkanına hakaret”, “Terör örgütü propagandası yapmak” gibi bir takım ucu açık gerekçelerle cezalandırılıyor.
Bizler, hegemonik söylem karşıtı fikirler ve çözümler üretmeye çalışan alternatif bilişimciler; alternatif, sıra dışı, eli klavye değen ve ücretli çalışan herkesi örgütleme perspektifiyle hareket eden bilişim ve iletişim çalışanları; beyaz yakalı emekçiler arasında dayanışmayı ve örgütlenmeyi geliştirmeyi amaçlayan plaza çalışanları; emek, toplumsal dayanışma ve eleştirel psikoloji çevresinde bir araya gelen psikologlar ve sosyal bilimlerin biat etmeyeceğine inanan sosyologlar olarak 1 Mayıs alanında yan yana, omuz omuzayız.
12 Eylül darbesinden sonraki 30 yıllık süreçte toplumun hatırı sayılır bir bölümü devlet eliyle yaratılan sistematik baskılara maruz kaldı ve tüm toplum, faili meçhul cinayetler, yargısız infazlar, zorunlu göç ve işkencelere tanıklık etti. Bu travmatik süreçler gündelik hayatın giderek zorlaşmasına, düşünce ve ifade özgürlüğünün baskılanmasına neden olduğu gibi, geleceğe dair tasarımların silinmesine, barış ve güvenlik içinde bir hayat yaşamanın mümkün olduğuna dair umudun giderek zayıflamasına yol açtı. "Toplumsal yas ve travma hali" olarak tarif edilebilecek bu tablo, hayata tutunma çabasına ket vurdu, örgütlenme ve politik eylemlere yabancılaşmayı da beraberinde getirdi.