Bu taslak, psikologların “insan haklarına saygı ve savunuculuk”, “ayrımcılıktan kaçınma”, “eşitlik temelinde duyarlılık ve kültürel farkların gözetilmesi”, “zarar vermeme ve özerkliği koruma” ile “bilimsel ve güncel bilgi doğrultusunda çalışma” gibi temel mesleki yükümlülükleri ve etik çerçevenin ihlali anlamına geliyor.
VIII. Eleştirel Psikoloji Sempozyumu, "Mücadeleyi Hatırlamak, Yeniden İnşayı Düşlemek" başlığıyla 18-19-20 Ekim 2024 tarihinde İstanbul'da gerçekleşecek.
Toplumsal Dayanışma için Psikologlar Derneği (TODAP) olarak 5 farklı eksende yaptığımız çalışmalar ile hazırladığımız ve/veya dâhil olduğumuz bildiri, metin ve imza kampanyalarını aşağıda bulabilirsiniz.
Hep birlikte içinden geçmekte olduğumuz bu salgın sürecinde dayanışmanın hem bireysel hem de toplumsal onarım için vazgeçilmez önemde olduğunu düşünmekteyiz.
Herhangi bir etik ihlali, ortaya çıkarmayı ve görünür kılmayı, mesleğimizi ve meslek etiğini savunmanın bir gerekliliği ve aynı zamanda istismara maruz kalmış kişilerle dayanışma yolu olarak görüyoruz.
Psikoloji ve psikiyatrinin kadına ve travmaya bakışı da tarihselliği içinde ele alınmalı elbette. Eğer Vietnam Savaşı’nın sonlarında gelişen savaş karşıtı hareket olmasaydı, savaşan “kahraman” erkeklerin savaş nedeniyle psikolojilerinin bozulabileceği düşünülemezdi dahi.
Homofobik/transfobik kitaplara karşı başlattığımız imza kampanyasının metnini aşağıda, kampanya bağlantısını da burada bulabilirsiniz.
Madenci yakınlarının ve onlarla dayanışma içinde olanların öfke ve üzüntüsünü paylaşıyor, katliamda hayatını kaybedenleri saygıyla anıyoruz.
TODAP üyesi Burcu Çolak'ın bir yazısını paylaşıyoruz.
Bu durum açık bir şekilde, insan haklarının ve bunun yanı sıra bilimsel/ mesleki standartların ciddi ihlali anlamına gelmektedir.
İyileşmenin ancak ve ancak hakikatin ortaya çıkarılması, adaletin sağlanması ve benzer olayların gelecekte gerçekleşmemesi için gerekli adımların atılmasıyla mümkün olacağına inanıyoruz.
BİRLEŞMEK, ÖRGÜTLENMEK ve “İSTANBUL BİZİMDİR” DEMEK İÇİN 22 ARALIK’TA KADIKÖY’DE BULUŞUYORUZ!
Psikoloji ve Psikiyartri yazını içerisinde eşcinsellik günümüzde ve geçmiş yıllarda terapi pratiğinde ve kuramsal çerçevede tartışılmaktadır. Bugün tüm dünyada yaygın olarak kullanılan Amerikan Psikiyatri Birliğinin 1952 yılında ilk defa hazırladığı DSM- Ruhsal Bozuklukların Tanısal ve Sayımsal El Kitabı nın 4. Gözden geçirilmiş sayısında eşcinsellik bir davranış bozukluğu olarak kabul edilmemiştir. Eşcinselliğin DSM’den çıkarılması DSM 2’nin 1973 yılındaki 7. Basımında sosyal bilimler alanında ilk defa çalışmalar yapan Alfred Kinsey ve Evelyn Hooker’ın araştırmaları sonucunda gerçekleşebilmiştir. 1973 yılından sonra DSM 2’nin sonraki basımlarında ve DSM 3 ün 1987 deki basımına kadar olan basımlarında farklı isimlerle eşcinsellik yer almıştır. 1987’den günümüze kadarki davranışsal bozukluklar kategorilerinde eşcinsellik bir “hastalık” olarak yer almamıştır.